Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) iş birliğinde yürütülen Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi kapsamında gerçekleştirilen Ortak Koordinasyon Toplantısı’nda, kentin deprem riskine ilişkin kapsamlı analizlerin sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Yaklaşık 42 ay süren çalışmada Bursa’nın yapı stoku, altyapısı ve kritik tesisleri bilimsel yöntemlerle değerlendirildi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Bursa’nın olası depremlere karşı hazırlık seviyesini artırmaya yönelik hazırlanan raporun öne çıkan verileri açıklandı.
536 bin bina tek tek analiz edildi
Toplantıda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, afet yönetiminde en önemli adımın deprem gerçekleşmeden önce alınacak önlemler olduğunu vurguladı.
Proje kapsamında Bursa genelindeki 536 bin binanın konum, yapım yılı ve kat bilgileri tek tek eşleştirildiğini belirten Biba, yapı envanterinin güncellendiğini, binlerce sondaj ve jeoteknik çalışmanın sayısal ortama aktarıldığını söyledi.
Çalışmalar kapsamında zemin davranış haritaları yeniden hazırlanırken, Bursa’yı etkileyebilecek 12 farklı deprem senaryosu oluşturuldu. Bu senaryolar üzerinden yapı stokunun, altyapının ve kritik tesislerin olası depremlerden nasıl etkileneceği detaylı şekilde analiz edildi.

17 organize sanayi bölgesi de çalışmaya dahil edildi
Hazırlanan risk analizlerinde yollar, köprüler, hastaneler ve barajlar gibi kritik altyapılar da değerlendirildi. Bursa ekonomisinin önemli merkezleri arasında yer alan 17 organize sanayi bölgesi de proje kapsamında incelenerek olası deprem senaryolarına göre analiz edildi.
Çalışmalar 42 ay sürdü
JICA Uzman Ekibi Lideri Shinichi Fukasawa, projenin yaklaşık 42 ay sürdüğünü belirterek Bursa için bilimsel temellere dayanan bir kentsel dayanıklılık modeli oluşturduklarını ifade etti.
Hazırlanan modelin yalnızca Bursa için değil, Türkiye’deki diğer belediyeler için de örnek oluşturabilecek nitelikte olduğunu dile getiren Fukasawa, projenin afet risklerini azaltmaya ve kentsel dönüşüm çalışmalarına rehberlik edecek bir çerçeve sunduğunu söyledi.
“Dirençli şehir için tüm sistem güçlü olmalı”
Toplantıda konuşan Prof. Dr. Şerif Barış ise deprem güvenliğinin yalnızca binalarla sınırlı olmadığını vurguladı.
Barış, afet anında başta AFAD, valilik ve belediyeler olmak üzere ilk müdahaleyi gerçekleştirecek kurumların kesintisiz hizmet verebilecek kapasitede olması gerektiğini belirterek, altyapı, ulaşım, sağlık ve kamu hizmetlerinin de dirençli hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vatandaşların afet bilinci konusunda eğitilmesinin de sürecin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Bursa’nın deprem geçmişine dikkat çekildi
Prof. Dr. Beyhan Bayhan da Bursa’nın tarih boyunca büyük depremler yaşayan kentlerden biri olduğunu hatırlattı.
1855 yılında meydana gelen büyük depremde Ulu Cami’nin minareleri, Orhangazi Türbesi, surlar, hanlar ve birçok tarihi yapının ağır hasar gördüğünü anımsatan Bayhan, aradan geçen yaklaşık 171 yıla rağmen deprem gerçeğinin değişmediğini söyledi.
Bayhan, günümüzde bilimsel çalışmalar, yasal düzenlemeler ve şehircilik anlayışındaki gelişmeler sayesinde daha güvenli ve dirençli kentler oluşturma konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.





